22 Mart 2022 Salı

MART SANCILANMASI

Baharın gelişini beklemek bu sene bir işkenceye dönmüştü. Geceleri fırtınadan sabahları ise kış güneşinden öyle usanmıştık ki tam bir aldatmaca. Oysa her zamankinden çok ihtiyacımız vardı güneşin tenimizi ısıtmasına, ağaçların çiçek açmasına; marttı bu umut verici olmalıydı. Hatta öyle umut vermeliydi ki 'böyle havada  istifa ettim evkaftaki memuriyetimden'* dedirtecek cinsten. Sorumluluklarından vazgeçip yeni hayallerin peşinden gidecek cesareti hissettirmeliydi. Öyle ya marttı bu aşık etmeliydi seni kendine belki de işveli bir güzele ya da bir akşamüstüne..

Böylesine acımasız olmamalıydı. Aşktan mahrum bırakıp ruhunu tutsak etmemeliydi umutsuzluğa. Marttı bu biz mi çok büyütmüştük gözümüzde. Mart uyanışın ayı olmalıydı. Doğanın uyanması, yenilenmesi, tazelenmesi...İnsanın uyanması, fark etmesi, cesaretlenmesi. Yapabilecekleri için doğadan ilham alması, güneşin tenini, ruhunu, beynini uyandırması...

Çok vaktimiz kalmadı, artık mart sancılanmasını bitirme zamanı...

*Güzel Havalar-Orhan Veli



20 Mart 2022 Pazar

DÖRT

Öğleden sonra saat dörtte, ne geç ne de erken olan, ne et yemeye ne balık avlamaya uygun olan bu manasız vakitte...*

Öğleden sonra saat dört için daha iyi bir tanımlama yapılamaz. Dört arafta kalmış vakittir; planlarını gerçekleştirmek için geç, onlardan vazgeçmek için erken bir saat. Ruhunu umutsuzluğun kaplamaya başladığı ama bir tarafının da hala bir şeyler yapabileceğini düşündüğü o kararsız an. Karanlığın yaklaşmakta olduğunu bilirsin ama günün altın sarısı ışığının gelmek üzere olduğunu hatırlatır insana. 

Dört, ne geç ne erken olan; dönüm noktası dört.

*(Görmek-José Saramago) 

14 Mart 2022 Pazartesi

KENDİN OLMANA İZİN VER!

 Hadi tekrar başlayalım aradan geçen sekiz yıl sonra tekrar merhaba,

8 yılın hepsini buraya dökemem elbette yaşadığım pişmanlıklar yaptığım hatalar çokça fevrilik, gözyaşı, mutluluk, heyecan... Her şeyin benim için karmakarışık olduğu bir dönemde ben her zamankinden daha çok kendini tanıyan bir insanım; evet bugün 31 yaşındayım ve 23 yaşında buraları bıraktığımda 31 yaşıma kadar çok şeyi başarmış olmayı umardım.

Başaramamak yüzleşmem gereken bir konuydu aslında mutsuzlukla aram hiç iyi olmadı. Çabuk yıkıldım, çabuk pes ettim hep. Şimdi 31 yaşında ayağa kalkmayı, güçlü olmayı, sadece kendimden güç almayı öğreniyorum. Beni üzen insanlara beni mutsuz etmeleri için ben fırsat verdim. Kendime bunu yapmam kendimi yeterince sevmememden kaynaklanıyor artık açıkça görebiliyorum. Yanlışlarımı ve hatalarımı aynanın karşısında yüzüme vurabildiğim noktada başarısızlıklarım için başkalarını suçlamaktan vazgeçmiştim. 

Üniversitede bir eğitim sırasında eğitmen her birimize soruyor  'Gelecekte nasıl bir işin olmasını istersin?' 20 yaşındayım; çok para kazanmak, mesleğinde duyulan biri olmak, tezler, makaleler yazmak gibi isteklerim yok sadece mutlu olmak istiyorum diye düşünüyorum. Sonra 'mutlu olacağım bir iş' diyorum içimden geldiği gibi. Eğitmen alaycı bir tavırla gülüyor cevabıma...Bugün 11 yıl geriye dönebilsem o günkü Ece'ye söyleyeceğim şey bu cevabındaki cesaretini asla kaybetme; mutlu olduğun işi yap olurdu. Sadece para kazanmak için ve kendini çalışmak zorunda hissettiğin için sevmediğin bir işin ömrünü çürütmesine izin verme. Sen mutlu olduğunda, tatmin olduğunda, sevdiğinde ve sevildiğinde, huzur bulduğunda, yaratıcı olmana ve kendin olmana izin verildiğinde başarısız olman söz konusu bile olamaz. Sana yürekten inanıyorum; 20 yaşındaki özgür ve cesur haline bayılıyorum.