12 Eylül 2014 Cuma

Güzel Günler Bizi Bekler

Kendime çok kızıyorum.
Evet evet her gün bir posta kendime kızıyorum en azından.
Her akşam işten çıkarken
Gece uyumadan önce
Sabah işe giderken kendime söz veriyorum.
Kendime daha çok değer vermek için,
Kendimi geliştirmek için,
Sevdiğim şeylere vakit ayırmak için...
Daha çok okumak daha çok izlemek daha çok hissetmek daha çok öğrenmek daha çok araştırmak için.
Sonra birden sabah oluyor ve ben yine aynı saatte metrodan inip otobüse koşturuyorum.
Yine sabah ve ben yine aynı durakta aynı insanlarla bekliyorum.
Yol boyunca kendimi sorguluyorum. 
Beni bu kadar mutsuz eden bu işi neden yapıyorum?

Zorunluluklar ve istekler.
Cevaplar hep aynı.
Keşke bu kadar gerçek olmasa.
Umut daha fazla olsa, sonra biraz mutluluk
Yaşamak için biraz daha enerjim olsa

Ertesi gün daha uyanamamış bir güne uyanmasam
Çalar saatin değişmeyen sesiyle.

Mutlu günler de gelecek mi?


8 Eylül 2014 Pazartesi

Yazacak çok şey var!

Veee en önemlisi Metallica konserine gittimmm! Böyle bir atmosferi bir daha yaşayabileceğimi sanmıyorum. Hayatın mükemmel olduğu nadir zamanlardandı.
Ayrıca konser için İstanbul'a gitmek harika olan diğer bir konu. Sevdiğim adamla gitmek ise olağanüstü bir durumdu. Beşiktaş'ta boğazı izlemek, Ortaköy'de waffle yemek, Kadıköy'de bira yudumlamak, Taksim'de The Beatles Cafe'yi bulmak hepsi şahaneydi. 3 gün bile harikaydı İstanbul'da.
Tekrar gelsinler! Tekrar gidelim! Daha önden izleyelim.

Depresif Hareketler

Bu postumda yazamadığım zamanlarda yaşadığım olaylara değinmek istiyorum.
Blogumu epey bir süre ihmal etmiş olabilirim evet suçluyum ama bu süreçte 3 iş ve 3 ev değiştirip bir kpss atlattım. Türlü işlerin hayalini kurup ummadığım işlere girdim. Farklı insanlarla tanıştım ve çoğunlukla koşturdum, özel sektör işte insanın canını çıkarmak için ant içmiş bir kere...
Bu süreçte özel sektörde çalışamayacağımı anladım ve işimden ayrılıp kpss denen her gencin umudu o lanet sınava girdim.
Tabi ki sonuç kocaman bir "sıfır"! Verdiğim emeklerden sonra müfredat dışı sorularla ters köşe edilmiş bir Ece; boşa giden para emek ve zaman...
4 ay verdiğim ara işimde hiç bir şeyi değiştirmemişti. Düzen aynı insanlar aynıydı. Onlar başkasını bulamayıp beni çağırmış,ben de başka iş bulamayıp kabul etmiştim. Tabi daha büyük sorumluluklarla...
Bu süreçte 3 ev değiştirdim. Her sefer ayrı bir eziyetti ve yerleşmesi çok daha meşakkatliydi. Sınava denk gelmesi de ayrı bir bunalımdı.
Bu arada bir kez daha mezun oldum,ne gerek varsa...
Yazamadığım zamanlara bakıyorum da koskoca 1,5 yıl geçmiş ve ben aynı yerde sayıyorum.
Yapmak istediğim milyonlarca şey var; para ve zaman sıkıntı...


7 Eylül 2014 Pazar

Bu arada artık bir El Toro sahibiyim ama henüz kullanma fırsatı bulamadım. Onunla ilgili de bir yazım olacak tabi ki.

Biz büyüdük ve kirlendi dünya

Ne kadar zaman geçmiş üstünden inanamadım.
Son yazımı 7 Mart 2013'de yazmışım.
Hayatım resmen takla attı bu süreçte ve düzenin içinde kendimi kaybolmuş hissediyorum.
İş stresi, değişen yüzler, sahtekar insanlar...İçinden binlerce kez sövdüğün ama gülümsemek zorunda olduğun insanlar...
Hayat ne garip 1,5 sene önce burada işsizlikten ağlarken bugün içine girdiğim çirkin düzene küfrediyorum. İnsanoğlu işte memnun olmaz ki!
Nasıl memnun olacaksak? Boşuna okumuşum diyerek her seferinde, her gün işe giderken kahroluyorum.
Bitmek bilmez sorumluluklar, istekler, gün içinde söylenilen yalanlar...İnsan böyle böyle büyüyor demek ki...
Hani yalan söylemek kötüydü.
Hani ne olursa olsun  direk söylemek en dürüstçesiydi. En ahlaklısıydı.
Hani ezilenin yanında olmak gerekirdi, adaletli davranmak gerekirdi, vicdan en doğru teraziydi.
Bize öğretilenler, oluşturduğumuz değerler, karakterimiz her şey o kadar yalan geliyor ki şimdi...
Kendimi bir kördüğümün içinde gibi hissediyorum.
En fenası da bu düzenin bir parçası olmak zorunda kalmak. Para kazanmak ve geçimini sağlamak için bütün bu düzene sesini çıkarmamak...
Her gün daha da çöktüğümü hissediyorum.