Bugünkü yazım sakız reçeliyle ilgili olacağı için İzmir'i anlatan bir giriş yapmayı uygun buldum. Sakız reçelinin ne olduğunu İzmir'e gelene kadar hatta kardeşimin arkadaşı Çeşme'den hediye getirene kadar bilmiyordum açıkçası. Çok şık ve üzerinde Yunanca yazılar olan bir kavanoz içinde geldi ki görselini hemen paylaştım.
Gelelim benim en çok ilgimi çeken aşamaya. Tadım aşaması! Muhallebi, kahve gibi bir şeylerin içinde damla sakızı aromasını pek tercih etmesem de sakız reçelini beğendim. Yedikten sonra ağızda bıraktığı damla sakızı aroması da muhteşem bence. Oldukça yoğun pek öyle bildiğimiz reçel kıvamında değil, daha çok macun kıvamında denilebilir. Türk kahvesinin yanında servis edilen bir bardak suyun içine bir kaşık sakız reçeli koymak kahve tadını zenginleştirir diye öneriler mevcut.
Bu yazımın taslağını oluştururken öyle çok Sakız Adası'nı anlatan blog okudum ki en kısa zamanda ben de gitmek istedim. Pırıl pırıl bir deniz, mavi-beyaz boyalı şirin evler, tarihi dokusu... Üstelik çeşmeden feribotla geçişin çok eğlenceli olacağını düşünüyorum. Hadi artık bahar gelsin :)
Son paragraf ilk cümle: Bende değil ben de olmalı. ;)
YanıtlaSilTeşekkür ederim uyarın için :)
YanıtlaSil