22 Şubat 2013 Cuma

Damla Sakızı Tadında Bir Yazı


İzmir'e yerleştiğimizden beri -yaklaşık altı ay oluyor- bu şehre ve kültürüne alışmakta pek zorluk çektiğimi söyleyemem. Bilindiği gibi ülkemizin en hoşgörülü illerinin başında gelir, İzmir. Toplu taşıma araçlarında, sokaklarda, sırada beklerken insanlar çoğunlukla pozitif ve yardımseverdir.


Bugünkü yazım sakız reçeliyle ilgili olacağı için İzmir'i anlatan bir giriş yapmayı uygun buldum. Sakız reçelinin ne olduğunu İzmir'e gelene kadar hatta kardeşimin arkadaşı Çeşme'den hediye getirene kadar bilmiyordum açıkçası. Çok şık ve üzerinde Yunanca yazılar olan bir kavanoz içinde geldi ki görselini hemen paylaştım. 


Üstündeki yazılar ilgimi çekti ve internette biraz araştırma yaptıktan sonra,hediye gelen sakız reçelinin; sakız adasında Korakis-Marinos adında bir firmanın ürünü olduğunu fark ettim. Firmanın kaşık tatlıları ve sakız reçelleri tüm çeşitleriyle Reçelci Rena'da butik tarzda satışa sunuluyor. Takip ettiğim birkaç blog sayesinde Sakız Adası'na giden herkesin yolunun Reçelci Rena'dan geçtiğini ve orada çok meşhur olduğunu anladım. Onun da görselini paylaşıyorum(umarım bir gün Sakız Adası'na gidip fotoğrafını çekme fırsatı bulurum).

Gelelim benim en çok ilgimi çeken aşamaya. Tadım aşaması! Muhallebi, kahve gibi bir şeylerin içinde damla sakızı aromasını pek tercih etmesem de sakız reçelini beğendim. Yedikten sonra ağızda bıraktığı damla sakızı aroması da muhteşem bence. Oldukça yoğun pek öyle bildiğimiz reçel kıvamında değil, daha çok macun kıvamında denilebilir. Türk kahvesinin yanında servis edilen bir bardak suyun içine bir kaşık sakız reçeli koymak kahve tadını zenginleştirir diye öneriler mevcut. 

Bu yazımın taslağını oluştururken öyle çok Sakız Adası'nı anlatan blog okudum ki en kısa zamanda ben de gitmek istedim. Pırıl pırıl bir deniz, mavi-beyaz boyalı şirin evler, tarihi dokusu... Üstelik çeşmeden feribotla geçişin çok eğlenceli olacağını düşünüyorum. Hadi artık bahar gelsin :)

2 yorum: